|
|
#1 (permalink) |
|
Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim
Hayatta ben en çok babamı sevdim. Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk Çarpı bacaklarıyla – ha düştü, ha düşecek – Nasıl koşarsa ardından bir devin, O çapkın babamı ben öyle sevdim. Bilmezdi ki oturduğumuz semti, Geldi mi de gidici – hep, hepp acele işi! – Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi. Atlastan bakardım nereye gitti, Öyle öyle ezber ettim gurbeti. Sevinçten uçardım hasta oldum mu, 40’ı geçerse ateş, çağ’rırlar İstanbul’a, Bi helallaşmak ister elbet, diğ’mi, oğluyla! Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu, Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu. En son teftişine çıkana değin Koştururken ardından o uçmaktaki devin, Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için Açıldı nefesim, fikrim, canevim. Hayatta ben en çok babamı sevdim. Can Yücel |
|
|
|
|
| teşekkür eden(ler) | üçkol (05-04-2010) |
|
|
#2 (permalink) |
|
ATEŞ VE SU...
Ateş bir gün su'yu görmüş yüce dağların ardında, Sevdalanmış onun deli dalgalarına. Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, Yüreğindeki duruluğa. Demiş ki su'ya: Gel sevdalım ol, Hayatıma anlam veren mucizem ol... Su dayanamamış ateş'in gözlerindeki sıcaklığa, 'Al...'demiş: 'Yüreğim sana armağan.' Sarılmış ateş'le su birbirlerine, Sıkıca,kopmamacasına... Zamanla su,buhar olmaya, Ateş kül olmaya başlamış. Ya kendi kül olacakmış,ya aşkı... Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de, Yüreğindeki kaderi de, Alıp gitmiş uzak diyarlara su... Ateş kızmış,ateş yakmış ormanları. Aramış su'yu diyarlar boyu, Günler boyu,geceler boyu, Bir gün gelmiş,su'ya varmış yolu. Bakmış,o duru gözlerine suyun, Biraz kızgın,biraz hırçın. Ve o an anlamış: Aşkın bazen gitmek olduğunu. Ama gitmenin yitirmek olmadığını... Ateş durmuş,susmuş,sönmüş aşkıyla. İşte o zamandan beridir ki: Ateş su'dan, Su ateşten kaçar olmuş... Ateş'in yüreğini sadece su, Su'yun yüreğini, Sadece ateş alır olmuş... Umut BEKTAŞ |
|
|
|
|
| teşekkür eden(ler) | üçkol (05-04-2010) |
|
|
#3 (permalink) |
|
ESKİDEN
Çember çevrilir, Su musluktan içilir, Ağaçlara tırmanılırdı. Bebekler bezden, Silahlar tahtadan, Resimler kömür karasından yapılırdı. Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin İsimleri konulur, Saatli maarif okunurdu. Komşuda pişen Bize... Bizde pişen komşuya düşerdi. Geceler ayaz, Sokaklar karanlık, Yıldızlar parlak olurdu. Turşu, salça, mantı Evde yapılır, Karpuz kuyuda soğutulurdu. Erik ağacının çiçeği, Pencere camımıza yaslanır, Güz yaprakları bahçemize düşerdi. Kardan adam yapılır, Evlerde soba yakılır, Kış gecelerinde masal anlatılırdı. Merdiven çıkılır, Aidat ödenmez, Yönetici seçilmezdi. Evler badanalı, Sokaklar lambasız, Mahalleler bekçili olurdu. Ajans radyodan dinlenir, Çizgi roman okunur, Defterlere kenar süsü yapılırdı. Hayat, Arkası yarın gibiydi, Kesintisizdi. Her gün yaşanacak bir şey vardı. Herkes kendi düşünü kurar, Kendi hayatını oynardı. ŞİMDİ Şimdi, Herkes Yoğun, Yorgun Ve Tek başına... CAN DÜNDAR... |
|
|
|
|
![]() |
| burada paylaş |
| Etiketler |
| kutusu, şiir |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| şiir türleri bilgi haritası (edebiyat) | üçkol | Bilgi haritası | 0 | 03-08-2010 02:27 PM |
| şiir türleri bilgi haritası | üçkol | Bilgi haritası | 0 | 03-03-2010 03:40 PM |